x

29 Ekim 29K Palamutbükü- Datça

HAYATIMIN EN ANLAMLI ULTRA MARATON  SOLO YÜZMESİ  :   CUMHURİYET  YÜZMESİ – 29 KM – PALAMUTBÜKÜ –DATÇA  PARKURU -  TARİH : 27 EKİM  2020

 PROJE BAŞLANGIÇ HİKAYESİ

Dünyanın farklı okyanus ve denizlerinin parkurlarında yüzerken hep içimde yaşadığım yer olan Datça’da böyle bir ultra maraton yüzmek hayalimi canlı tutmuşumdur. Zira dünyada yüzdüğüm diğer parkurları düşündüğümde Datça denizi ve havasıyla böyle bir aktiviteyi fazlasıyla hak ediyordu.

Pandemi sürecinde dünya genelinde uygulanan tecritler sebebiyle bu hayalimi gerçekleştirme fırsatım doğmuştu. İlk düşüncem Datça ile Yunanistan Simi adası arasında gidiş ve dönüş yüzüşü (Bu mesafe yaklaşık 34 km olacaktı)oldu.

Dilekçemi ilgili makamlara verdim. Fakat Yunanistan ile ilişkilerde ülke olarak yaşadığımız sıkıntılar nedeni ile bu hayalimi gerçekleştirmek mümkün olamadı. Bunun hayal kırıklığını yaşarken, bireysel antrenörüm  aynı zamanda su topu milli takım antrenörü olan Furkan Serbest, aynen şunu dedi ‘’ Efsane Kaptan (yakın arkadaşlarımın bana layık gördükleri hitap bu şekildedir. Birebir yaşanan olayı aynen nakil için bu tabiri de kullanmam uygun olur.) 29 Ekim yaklaşıyor Datça’da 29 km Cumhuriyet Yüzmesi yapabilirsin çok güzel olur’’. "Evet, hayalimi çok anlamlı yapacak, çok güzel bir fikir hocam." dedim. Sonrasında, yine yüzme camiasından Datça’da yaşayan kadim dostum Mehmet Erdoğan'a konuyu açtım. O da olumlu bakınca, bu organizasyonu bir takım olarak ve dünya standartlarına uygun gerçekleştirmek düşüncesi ile harekete geçtik. Maraton yüzme konusunda tecrübesi hepimizce malûm olan ve yine Datça’da yaşayan Necati Sağır Ağabey’e konuyu açtık. O ve kuzeni Gökhan Sağır Ağabey de gerekli yardımda bulunacaklarını ifade ettiler. Böylece 29 Ekim için planladığımız etkinliğin çekirdek kadrosunu oluşturduk. Palamutbükü- Datça parkurumuz için Datça Belediye Başkanı Sn. Gürsel Uçar ile görüşüp bizim için çok anlamlı olan sponsorluk desteğimizi de alınca, gerekli devlet izinleri için girişimlerimiz gerçekleştirdik.

 Onayımızın çıkışını takiben Halil Kader Ağabey (Gönüllü Datça Kış Yüzme Maratonu grubumuzun tekneler sorumlusu) gerekli malzeme ve iaşenin taşınıp önden rotayı belirleyecek olan bir büyük tur teknesi ve yüzücüye eşlik edecek bir sandal ayarladı. Yüzme gününden önce kaptanlarla tanıştık. (Büyük tekne Şeref Kaptan, küçük tekne Kader Kaptan.) Onlar da ilk defa böyle sefere çıkacaklardı. Küçük teknede bana yüzme boyunca gerekli (beslenme ve teknik vb.) desteği verecek olan antrenörüm Furkan Serbest ve mentörüm Mehmet Erdoğan ile kaptanlarla konuşarak gerekli bilgilendirmeleri yaptık. Büyük teknede Necati Sağır ve Gökhan Sağır gözlemci olarak bulunacak, Tayyar Toksöz de onlara destek olacaktı. Küçük sandalda da antrenörüm Furkan Serbest ve mentör olarak Mehmet Erdoğan dostum bana destek olacaktı.

 Bu ultra maraton yüzmelerde benim yaşadığım en büyük sıkıntılardan biri beslenirken mide bulantısı yaşıyor olmamdır. Hem teknik sorularımız hem de beslenme konusundaki zaafiyetimiz için bu konularda çok bilgili olan camiamızın başarılı isimlerinden Dursun Saru kardeşimizi de arayarak kendisinden gerekli bilgi ve desteğini aldık.

Bu arada böyle bir ultra maraton yüzeceğimi haber alan Kabataş Erkek Lisesi’nden sınıf arkadaşım Tanju Karahan Lise Mezunlar Derneği ile temasa geçerek Datça’ya Kabataş bayrağı gönderdi ve mezun olduğum okul ve arkadaşlarımla bir kez daha gurur duydum.

YÜZME GÜNÜ  VE GEÇİŞ  HİKAYESİ

 29 Ekim 2020 de fırtına olacağını görüp yüzme gününü 27 Ekim’e çekmeye karar verdik. 27 Ekim sabahı saat 4.30 gibi yurt dışında uygulanan solo yüzme kurallarına uygun olarak karadan çıkarak yüzmeye başladım. Büyük tekne önden rota belirliyor ben de küçük sandalın yanında yüzüyordum. Bir an sandalın yanımda olmadığını fark ettim. Karanlıkta kendimce Datça ya doğru bir rota kurgulayarak yüzmeye devam ettim. Böyle durumlarda şayet tekne kaptanının öncesinde bir tecrübesi yok ise, yaşanan ilk sıkıntı sandal ile yüzücü koordinasyonu konusudur. Furkan ve Mehmet hocalarımın yönlendirmeleri ve Kader Kaptan’ın gayreti ile birlikte yol alacak şekilde uyum yakalamak mümkün oldu.

 Düzen oturmuştu, yaklaşık ilk bir saat iyi geçti. Palamutbükü koyu boyunca kıyıdaki ışıkları hızla geçip Datça’ya yol alıyorduk fakat Hayıtbükü koyuna yaklaşınca bir tuhaflık olduğunu hissettim. Buruna hiç yaklaşmıyordum. Beslenme  zamanı gelince teknedeki yoldaşlarıma bir terslik olduğunu söyledim. Onlarda iyi gittiğimizi vaktimizin olduğunu, akıntıyı aşmak için içeri doğru yüzeceğimizi söylediler. (Ama motivasyon kaynağımız.!😊 Kader Kaptan bana “ters istikamete yüzseydik daha iyi olurdu şimdi Knidos'a varmıştık” dedi.-))

 Kader Kaptan beni biraz koy içine doğru yüzdürüp sonra dışarı çıkarıyor zigzaglar çiziyorduk. Ama koyu bir türlü aşamıyorduk.Hava aydınlanmış ama biz hala Hayıtbükü’nü aşamamıştık!

Bunun üzerine  koyun içine iyice girip sonra dışarı çıkmayı önerdim. Önerim kabul görünce bunu denedik ve nihayet Haytbükü’nü aştık.

Her şey yolunda gidiyordu ancak akvaryum koyu civarında iken beslenme molasında yoldaşlarım (Furkan ve Mehmet) bana moral verirken Kader Kaptan "en zorunu aştın ama ileride daha zoru seni bekliyor." diyerek beni motive etti 😆.

 "Neresi orası" diye sorunca, "İnce burun" dedi. Kaptanın bu sözü bende tedirginlik sebebi oldu artık sonraki beslenmelerde önümüzde görünen her burnu "O burun burası mı" diye sorguluyordum.

Her defasında da "daha oraya var" diyordu.

Bu arada mentörüm Mehmet Erdoğan’ı, Türk yüzmesine çok değerli katkılıları olan Ahmet Selami Vanlı Ağabeyim ve Dursun Saru kardeşim sık sık arayıp durumumu sorup bana selam gönderiyorlardı. Beslenme anlarında bunu duymak beni çok motive ediyordu.

 Sonunda İnce Burun göründü, gerçekten geriye doğru çok kuvvetli bir akıntı vardı. Akıntıyı aşmak için iyice buruna yaklaşıp yüzmemin iyi olacağına kar verdik. Ben buruna doğru yaklaştıkça belki akıntı azaldı ama dalgalar çoğaldı bu arada sandal, alabora olma tehlikesi olduğu için benim yanıma çok yaklaşamadı.

 Elimden geldiğince hızla yüzmeye çalışıyor ve İnce Buruna çarpmamaya çalışıyordum, nabzımın en çok yükseldiği yer İnce Burun olmuştur.

 Kazasız belasız İnce Burnu da geçmiştik. Mentörüm Mehmet, büyük teknedeki gözlemcimiz Necati Ağabey ile görüştüğünü bundan sonra tabiri caizse yokuş aşağıya yüzeceğimi yani işimin daha kolay olacağını söyledi.

Gerçekten deniz durgunlaşmıştı ve rahat bir şekilde Datça ya yol alıyorduk. Bu arada büyük teknede ben duyamasam da marşlar çalınıyordu.Türk bayrağımız, Kabataş ve Yeşilyurt Spor bayrakları dalgalanıyordu.

Artık ekip bu işin bittiğine emindi. Kargı civarında, beslenme sırasında karbonhidrat su karışımını içemeyeceğimi söyleyip çok az muz yedim. Hatta teknedeki yoldaşlarımın köfte ekmek yediklerini görünce “bana yok mu?” dedim J, ancak verdiklerinde bir kuşun yiyebileceği kadar köfte ekmek yiyebildim.

 Mutlu sona doğru yaklaşıyorduk. Kumluk Koyu’na girmiştik ve bitişe çok az kalmıştı. Son molamızı da verip Ata'mın bayrağını yoldaşlardan aldım.

 Tekrar yüzmeye başladığımda, mentörüm Mehmet Erdoğan ve Furkan Hoca’mı birbirlerine sarılmış sevinç gözyaşları içinde gördüm. Bu beni de çok duygulandırdı. Ama  kendimi toplamak zorundaydım. Sahilde insanlar beni bekliyordu. Sonunda ayağa kalkıp Atatürk’ün bayrağını açıp alkışlar ve tezahüratlar arasında 12 saat 30 dk sonra karaya çıktım.    

Datça Kumluk plajında, Belediye Başkanımız Sayın Gürsel Uçar ve İlçe Gençlik Spor Müdürü’müzün elinden Cumhuriyet kupamı ve madalyamı aldım. Röportaj sırasında inancım ve sözüm şu olmuştu." Çok şükür bu yüzmeyi ekip olarak başardık, inşallah Ata'mızın bize en kıymetli mirası olan Cumhuriyetimize de böyle sahip çıkacak ve sonsuza dek yaşatacağız."

 Yüzme camiasından kıyıda beni karşılayanlar arasında, çok güzel bir bitiriş videosu çeken Levent Gökeri Ağabeyim, Levent Gökeri Ağabeye video çekimi sırasında destek veren Mehmet Aksu kardeşim ve Sarı montunu üşüme Vural giy diye bana uzatan Rasim Türkay Ağabeyim ve tabii ki bu makaleyi kaleme almama  sebep olan ve yüzme camiamıza her bakımdan eşsiz katkılar veren Turgut Esen kardeşim vardı.

 Sonuçta.;

Türkiye’de de, dünyaca bilinen Manş Denizi parkuru yüzme geçişlerinde uygulanan kurallara uygun, ultra maraton yüzülebileceğini bir ilk olarak gerçekleştirmiş olmanın onurunu yaşayarak paylaştık. Üstelik ulus olarak en özel günümüzde..🙏

Dileğim, dünyada benzeri olmayan güzelliklere sahip cennet ülkemizin, sahip olduğu bu potansiyeli, bizden sonra gelecek arkadaşlarımızın dünya insanlığına öncüler olarak yepyeni aktiviteler ve üstün başarılar ile değerlendirmesidir.

Bu vesileyle destek veren her kişi ve kurumumuza tekrar çok teşekkürler.

Yüzme ile kalın sağlıklı kalın..😊    R.Vural Tandoğan