x

Deniz Kızının Kitabından Bir Sayfa

Dost kulaçlar projesinin dördüncü basamağıydı, Ayvalık tan Midilli ye geçişim.

Göçmenlerin botlarla adalara kaçış zamanıydı. Yunan adalarından izin alırken ‘Siz aktivist misiniz’ ’neden yüzüyorsunuz ki?’ diye sorularla karşılaşıyordum. Kimse dostluk için bir proje yaptığıma ve sportif bir yüzme etkinliği olacağına inanmıyordu.

Midilli adası yurtdışı olduğu için ekibimin ve benim vizelerimizin olması ve transit giriş çıkışımızın yapılması gerekiyordu. Her zamanki gibi, yüzme etkinliğimizde hakemimiz, cankurtaranımız, doktorumuz ve vazgeçilmezimiz Türkiye Yüzme Federasyonu hakemimiz vardı.

Çok acıdır ki, bu etkinlikleri yaparken her ne kadar zor da olsa bazı durumlarda sponsor bulabiliyorduk. Ancak bu etkinliğimizde sponsor desteği bulamamıştık ve 15 Temmuz olaylarının olduğu sene olduğu için de kimse bir yüzme etkinliğini desteklemek istemiyordu. Etkinlik için bulmak zorunda olduğumuz tekneler bizi en çok zorlayan hususlardan biri oluyordu ve bu sefer paramız gerçekten yoktu. Her yolu denedik, bildiğimiz bütün kapıları çaldık ama kendi imkanlarımızı da tükettiğimiz için artık bu etkinliği gerçekleştirecek hiç paramız kalmamıştı. Eşimin “buraya kadarmış” dediği bugün gibi kulağımda. Kabullenemiyordum, proje yarım kalsın istemiyordum. Son bir gayretle anneanneme bahsetmek geldi aklıma. Anneannem hiç tereddütsüz “kızım ben sana borç veririm,sonra müsait olduğun zamanda ödersin “demişti. Ama o da bunu çok iyi biliyordu ki borç verdiği parayı hiçbir zaman geri istemezdi. Nur içinde yatsın…❤️ Bana her zaman destek olmuştur, açıkçası bu etkinlik onun sayesinde gerçekleşti diyebilirim.

Başka zorluklar da vardı tabii ki. Bunlardan bir tanesi de teknenin Ayvalık Limanı'ndan sabah çok erken saatlerinde ayrılmak zorunda olmasıydı. Ancak liman görevlileri saat 9:00’dan önce transit giriş çıkışı yapamadıklarını söylemişlerdi. Biz de kara kara düşünmeye başlamıştık. Bütün ekibi bir gece önceden kendi arabamızla alarak Ayvalık yolunu tutmuştuk. Otelimize yerleşip transit giriş çıkışı için limanın yolunu tuttuk. Liman görevlisi ile konuştuktan sonra bu işin tek çıkışının gece çıkıyormuş gibi davranıp, sabah erken saatte çıkış yapmamız olduğuna karar verdik. Nitekim de öyle oldu. Sabahın çok erken saatlerinde ekibimiz ve biz Ayvalık Limanı'ndan Asos kıyısına doğru yola çıktık.

Deniz inanılmaz durgun, hava bir o kadar güzel ve ekibimiz de bir o kadar da keyifliydi.  Bütün bu etkinliklerde hep “yüzmek bahane, beraber olmak şahane” dedik gerçekten de hep öyle oldu. Tam Assos kıyılarına geldiğimiz zaman sevgili hakemimizin izniyle suya girdim kıyıya kadar yüzerek ayağımın bastığı yerde Start aldım. Projeler o kadar zor olgunlaşıyordu ki o yüzden her zaman “en kolayı "Yüzmekti. 11 km'yi nefes almadan yüzdüm diyebilirim. Son gece bir sürprizle daha karşılaştım. Gece yatmadan önce bana bir fotoğraf gösterdiler. Fotoğrafta bir balıkçı teknesi vardı ve ağzına kadar vatoz ile doluydu. Daha önce hiç duymayıp be hiç görmediğim bir şeydi bu. Meğerse Midilli kıyılarında çok bol miktarda vatoz varmış ve bunları balıkçılar kaçak olarak avlıyorlarmış. Ben o ana kadar kıyılarda vatoz olduğunu bile bilmiyordum. Zaten duyduktan sonra da biliyor olmak çok fazla etki etmedi doğrusu. Tek dileğim bir tanesini bile görmemekti. Çok şükür görmedim de…

Etkinliğin yaklaşık 4 km'lerinde gökyüzünde bir martı belirdi ve sanıyorum beni suyun üzerindeki bir hayvan ölüsü olarak düşünerek birkaç kere pike yaparak bana doğru alçaldı. Ona su atarak oyun yaptığımı hatırlıyorum. Çok eğlenmiştim.

Teknedeki bütün arkadaşlar cankurtaranımız doktorumuz hakemimiz ve tabii ki sevgili eşim bana devamlı yol göstererek neredeyse hiç sapma yapmadan yüzmeme yardımcı oldular. Yunan sahil sularına geldiğimiz zaman da Yunan sahil güvenlik botu bize kıyıya kadar eşlik etti.

Etkinlik için izinleri alırken bana ulaşarak bu etkinlikte özellikle son 100 metre de bana eşlik etmek isteyen Unicef temsilcilerinden Zoi Livaditou ve onun yaklaşık on arkadaşı, Yunan sahilinden denize girip, beni suyun içinde karşıladılar. Onları kıyıya yaklaşırken gördüğümde içimdeki sevinci ve heyecanı anlatamam. Gözlerim dolu dolu yüzmeye devam ettim. Onlara suda sarılarak kıyıya doğru beraber yüzdük. Kıyıya çıktığımız zaman çok duygulanmıştım. Bir taraftan ağlıyordum bir taraftan beni karşılayan arkadaşlara sarılıp sarılıp duruyordum. Zoi, kendi elleriyle yaptığı papatya tacını başıma takarak beni onurlandırdı. Benim için unutulmayacak anlardan biriydi bu.

Daha sonra hep beraber Midilli’de bir restorana giderek, projenin de adının olduğu ‘Dost Kulaçlar’ projesini, dostlarla beraber yemek yiyerek ve keyifli anlar yaşayarak tamamladık. Gidişimiz ne kadar zor da olsa dönüşümüz aksine bir o kadar kolay oldu ve bir deniz kızının biriktirmiş olduğu anılara, bir tane daha eklenmiş oldu. 🙏🏼

Sevgiyle Kalın